Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yılmaz Güney, vefatının 34. yılında anılıyor
#1
Yönetmen, oyuncu ve senarist Yılmaz Güney, vefatının 34. yılında anılıyor. Sinema dünyasında 'Çirkin Kral' lakaplı Güney, sanat hayatına onlarca film ve ödül sığdırdı. Türk sinemasının efsane isimlerinden Yılmaz Güney ölümünün 34. yıldönümü dolayısıyla Çukurova Belediyesi tarafından düzenlenen törenle anılacak.

173978.jpg?1536406560

Türk sinemasının efsane isimlerinden Yılmaz Güney ölümünün 34. yıldönümü dolayısıyla Çukurova Belediyesi tarafından düzenlenen törenle anılacak.
9 Eylül 2018 Pazar akşamı saat 19.00’da Çukurova Belediyesi Orhan Kemal Kültür Merkezi’nde yapılacak anme etkinliği, Yılmaz Güney’in yaşamından kesitlerin yer aldığı 15 dakikalık bir jenerik filminin gösterimiyle başlayacak. Filmde sanatçının çocukluğundan başlayarak özel yaşamı ve sinema hayatı, ulusal ve uluslararası ödüller yer alıyor.

Melike Demirağ konser verecek
Etkinlik öncesinde Çukurova Belediyesi bahçesinde bir kokteyl verilecek ardından Orhan Kemal Kültür Merkezi’ne geçilecek ve anılarını Çirkin Kral’ın yakın dostu sinemacı Abdurrahman Keskiner, değerlendirmelerini ise Türkiye Belgesel Sinemacılar Birliği Başkanı Mustafa Ünlü paylaşacak. Gece, Yılmaz Güney’in filmlerinde oynadığı ünlü sanatçı Melike Demirağ’ın vereceği özel bir konserle noktalanacak.

"Türkiyemiz için büyük gurur"
Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Yılmaz Güney’in aktör, senarist, yazar ve yönetmen olarak sinemaya çok büyük eserler verdiğini hatırlatarak, “Çirkin Kral sadece Adana için değil, Türkiye ve hatta tüm insanlık için büyük bir kazanç ve gurur kaynağıdır. Ona layık olmak, adını ve sinemasını yaşatmak bizler için bir görevdir” dedi.
Yılmaz Güney’in adını taşıyacak bir film festivali için de ön hazırlıkların yapıldığına işaret eden Başkan Çetin, “Öyle bir festival olmalı ki tüm dünya bu festivali izleyebilmeli” diye konuştu.

Yılmaz Güney (1 Nisan 1937; Yenice, Yüreğir, Adana - 9 Eylül 1984, Paris), Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar.

Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

Sinema öncesi

Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.

Sinemaya başlaması

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Cezaevi ve firari yılları

Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir.
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi