Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İcmalciler - İcmal Tarikatı
#1
Kadiri Tarikatı’nın İcmal Kolu’nun lideri Haydar Baş son dönemde çalışmalarını Bağımsız Türkiye Partisi adıyla sürdürüyor. Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerden büyük bir yenilgiyle çıktı. Ulusal televizyon ve günlük bir gazetenin sahibi Haydar Baş’ın Türkiye’nin en zengin cemaat liderleri arasında olduğu iddia ediliyor. Trabzon ve çevresinde güçlü. Baş’ın ismi Trabzon’daki rahip cinayeti sonrasındaki tartışmalarda geçmişti. 

5gjVf6qLL0uFsHakrAOx3w.jpg?width=620&mod...=rectangle

Haydar Baş cemaatinin yayın organı İcmal Dergisinin İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği Ehl-i Beyt Sempozyumuna 3.500 Şii, Sünni, Alevi ve Caferi katıldı. Müslümanların birlik olabilmesinin ancak Ehl-i Beyt’le mümkün olabileceği vurgulandı. 

Mezhep ve meşreplerin merkezi Ehl-i Beyt’tir


“Peygamberimiz (SAV) Kur’an-ı Kerim’in hem mücerret, hem de müşahhas halidir” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Zahir ve batın bütün hükümlerin, ilimlerin kaynağı Kuran’dır. Onun için bütün mezhepler, meşrepler o merkeze yönelerek zuhur etmiş ve ortaya çıkmıştır. Peygamberimiz Veda Haccı’nda, “size iki emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı Kur’an, diğeri ıtretim, Ehl-i Beyt’imdir. Bunlara sarıldığınız sürece hidayettesiniz “buyurdu. Her mezhep ve meşrebin merkezi Ehl-i Beyttir. Herkesin onlara dönmesi kaçınılmazdır. Ehl-i Beyt Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın (cc) doğru, temiz, sevilmesi şart olarak buyurduğu Peygamber ailesidir.” Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasında Kur’an-ı Kerim’de Ehl-i Beyt hakkında yer alan ayetleri dile getirdi. Meveddet ayeti olarak bilinen “De ki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum” ayetini okuyan Prof. Dr. Haydar Baş, bu emre dayanarak İmam Şafi’nin Ehl-i Beyt’i sevmenin farz olduğunu işaret ettiğini vurguladı.

Müslüman’ın kanı Müslüman’a haramdır

“La ilahe illallah Muhammedun Resulullah” diyen herkes mümindir, Müslüman’dır diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “bir mümine kılıç çeken bizden değildir” ve “Bir mümini kasten katleden ebedi cehennemliktir” hadislerini hatırlattı. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Yani Müslüman’ın Müslüman’a kanı haramdır. Müslüman, Müslüman’ın canını, malını ve inancını korumakla mükelleftir. Hal böyle iken, bugün mezhep ayrılıklarını bahane ederek Müslüman’ı kâfir ilan edip onunla savaşmak, kan dökmek, topraklarını işgal etmek, kaynaklarını ele geçirmek gibi büyük bir oyun İslam âleminde sergileniyor. Şia Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e taraf olmak; İmam Ali’yi sevmek ve O’nunla olmak manalarına gelir. Şia veya Şii gerçek manada sahabe içinde İmam Ali’yi sevenlere, züht ve takvada ileri olan sahabelere verilen addır. Zaman içinde bu sahabelerle hiç de alakası olmayan şahsın veya şahısların bidat veya hurafe uydurmaları Şiilik olarak tanıtılmıştır. Bu anlayıştan hareketle hayali İbn Sebe Şia’nın kurucusu olarak ilan edilmiştir.”

Hadis yazmakta tek yetkili İmam Ali’dir

“Ehl-i Beyt ekolü ve Ehl-i Sünnet arasında ekilen nifak tohumları ile İslam alemi bugün parçalanmıştır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasına şöyle devam etti: “Günümüzde de, Şiileri ve Hz. Ali’ye (as) inananları batılda göstermek için oryantalistlerin kullandığı uydurma hadislerdeki iftiralara rastlamaktayız. Bu iftiraların başında Şii hadis külliyatında ravi zinciri olmaması gelmektedir. Öyle ki, 12 imamın birinden nakledilen bir hadise, ravi zinciri verilmediği için “sahih değildir” denilmektedir.

Hatta bazı kendini bilmezler, bu külliyata “Acem palavrası” deme cüretini dahi göstermektedir. Bu eleştiri, Şia dünyasının kabul ettiği hadis kaynaklarını bilmemekten başka bir şey değildir. Ehl-i Beyt dünyası için hadislerin asıl kaynağı İmam Ali’dir (as). Hz. Peygamber (SAV) kendi döneminde Hz. Ali dışındaki diğer sahabesine hadis yazımını yasaklamış ve “Benden bir şey yazmayın. Benden Kur’an dışında bir şey yazan onu yok etsin” buyurmuştur.

Yani Hz. Peygamber Hz. Ali (as) dışındaki sahabelerine kendinden hadis yazılımını yasaklamış, bir tek Hz. Ali’ye izin vermiştir. Bu sayede Şii ulemanın ilk hadis külliyatı ve ilk hadis kaynağı Hz. Ali’nin (as) yazdığı Camia, Cifr ve Hz. Ali’nin Mushafı’dır. Bunlara bir de Hz. Fatıma’nın (as) ilham yolu ile kendine ulaşan bilgilerin yazılı olduğu Hz. Fatıma’nın Mushafı da eklenecektir. Bu hadis külliyatı, bir imamdan diğerine bir sandık içinde nakledilmiş emanetlerdir. Şii dünyasından hadisler direk Resulullah’a (SAV) ve Hz. Ali’ye (as) dayandığı için bir rivayet zincirine gerek yoktur. Sahih olmaları dayandıkları kaynaktandır. İmamların hepsi de bu hadis külliyatına göre hüküm vermiştir. Şia hadis külliyatı, imamlara sorulan sorular karşısında bu hadislerle verilen cevapları yazmıştır.”

Ehl-i Beyt dünyası İslam’ın savunucusu olmuştur

Şianın batılda gösterilmesi ve “mum söndü” mantığında olduğu gibi hafife alınması, İslam coğrafyasının üzerindeki planlar için büyük bir oyundur. İmam Ali’den itibaren, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’e sonra da babadan oğula diğer Ehl-i Beyt imamlarına geçen hadis külliyatları ile Ehl-i Beyt dünyası, hakkın ve İslam’ın en büyük savunucusu olmuşlardır.

Gizlenen ve yok edilen bu dünya esasen, sapık akımlar ve din dışı fikirlerle mücadeleyi yapan tek taraftır. Şahsımızın kaleme aldığı Ehl-i Beyt Külliyatı’ndan sonra benzer iddialar bizim hakkımızda da ortaya atılmıştır. Bunlardan ilki Hz. Ali’nin imametinin eserlerimizde dile getirilmesi meselesidir. Ancak bizim bu görüşlere yer vermemiz hadislerin nakli şeklindedir.

Hilafet meselesi “hakkı yenmiştir” şeklinde değil, hadisler incelenerek “hilafette İmam Ali’nin yeri nedir”, bu ortaya konmuştur.

Amacımız Şii-Sünni dünyayı buluşturmaktır

“Bir Sünni olarak bizim Ehl-i Beyt külliyatı ile yapmak istediğimiz iki dünyayı buluşturmaktır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Gerçekleri de gizlemeden olayları beyan etmek ve bu şekilde ortaya koymaktır. Çünkü bu Allah ve Resulü’nün (SAV) tayini ve naspıdır. Biz bundan sonra da Şia dünyasının inandığı Ehl-i Beyt Külliyatı ile Sünni âlemin bir olduğunu, kardeş olduğunu, ikisinin de hak olduğunu ispatlamaya devam edeceğiz.

Allah bizi bu konuda muvaffak kılsın. İnanıyoruz ki, ancak bundan sonra İslam âlemi, Haçlı seferi olarak adlandırılan Hıristiyan âlemine karşı beraber olarak hareket edebilir. Ve ondan sonra İslam coğrafyası Haçlı çizmeleri altındaki işgalden kurtulabilir.

Şia ile Ehl-i Sünnet itikatta da birdirler

Sempozyumdaki konuşmasında Ehl-i Sünnet ve Şia âleminin Tevhid akidesindeki bir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Allah’ın birliği, zatı, sıfatları ve fiilleri gibi temel itikat konularında iki dünya arasında fikir ayrılığı yoktur” dedi. BTP genel Başkanı Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Ehl-i Beyt imamlarından İmam Hüseyin’in (as) oğlu İmam Zeynelabidin (as) dualarının mecmuu olan ‘Sahife-i Seccadiye’de şöyle buyurmaktadır: “Sen Allah’sın. Senden başka ilah yoktur. Adaleti ayakta tutarsın, hükmünde adilsin; mülkün maliki ve sahibisin. Hamd Allah’a ki, ilktir, Ondan önce bir ilk yoktur, sondur, O’ndan sonra bir son yoktur.” Yani Ehl-i Sünnet ve Şii dünya Tevhid akidesi üzeredirler. Her iki dünyanın “İslam” tarifi aynıdır. İki dünyanın da iman tarifi, imamet mevzusu dışında birdir. Kader konusunda da görüş birliği vardır. Ehl-i Beyt ekolüne göre hayır ve şer Allah’tandır. Ehl-i Sünnet’e göre de hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak imanın şartıdır.”

Şii ve Sünni aslında birbirinin kardeşidir

Şii alemi ve Sünni dünya için müşterek paydanın Ehl-i Beyt olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, “Ortak payda, Kur’an ve hadislerin beyan ettiği Ehl-i Beyt görüşünde ve yaşantısında bir ve beraber olmaktır” dedi. Prof. Dr. Baş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Her iki dünya da Ehl-i Beyt etrafında akaidini ve İslami şartlarını yaşamalıdır. Bu aynılık, sosyal hayata da yansımalı siyasette, kültürde, medeniyette bir ve beraber olarak İslam kardeşliği temin edilmelidir. Esasen Şii ve Sünni dünyası birbirinin kardeşidir. Birbirinin itikat ve ibadetine her konuda sahip çıkacak; can, mal ve namus emniyetini koruyacaktır. Böylece vücuda gelen İslam kardeşliği adındaki birlik, bu dünyanın canına, malına, namusuna, din ve vicdan emniyetine savaş açan Haçlı dünyasının karşısında bir bilek ve bir yürek olabilecektir.

Bu sayede İslam coğrafyasının yeraltı ve yer üstü kaynaklarının sömürülmesinin de önüne geçilecektir.”

Bu kardeşlik bir zarurettir

Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasının son bölümünde, “İslam kardeşliği anlayışı ile vücuda gelecek Şii-Sünni bloğu aynı zamanda, Müslüman olan bütün ırkların kardeşliğine sebep olarak, suni Şii-Sünni ayrılığı kullanılarak ortaya çıkabilecek muhtemel savaşların da önüne geçecektir. Bu coğrafyada vücuda gelecek böyle bir blok, ekonomik, kültürel, siyasi birlikteliğinin yanı sıra, birliği koruyacak olan bir silahlı gücün oluşması ile arzu edilen ve Müslümanların beklediği en mükemmel birlik haline gelecektir. Bugün, özellikle İslam dünyasının ihtiyacı bunadır. İslam âlemi üzerine yönelen kaynaklar savaşının yaşandığı günümüzde İslam kardeşliği birliği bir zarurettir. Kaldı ki, insanlığın hangi dinden olursa olsun can, mal, namus, din ve vatan emniyetini temin edecek olan Ehl-i Beyt etrafındaki İslam kardeşliğidir. Çünkü yalnızca bu birlik dil, din farkı gözetmeksizin bütün insanların hayat garantisi olacaktır” dedi.

İcmal Gençliği Kimdir ?

103.jpg?rev=732

İCMAL GENÇLİĞİ, kimseyi ötekileştirmeden; inancı, kökeni ne olursa olsun Alevi- Sünni, Kürt - Türk ayırt etmeden herkesi Hacı Bektaşı Veli'nin sevgi dolu gönlüyle kucaklayan; 

İCMAL GENÇLİĞİ Irkçı değil; Lazı, Kürdü, Çerkezi, Arabı ve Acemi ile Türk milletinin her ferdini özkardeşi gören Milliyetçi Gençliktir. İcmal Gençliği' nin milliyetçilik anlayışında kafatasçılığa, insanları ötekileştirmeye yer yoktur. Millet olmanın birlik beraberliğimiz için can damarı olduğunu bilen ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin Türk Milletini yoğurduğu kardeşlik ve sevgi hamuruyla yoğrularak Kürt, Türk, Arap ayırmadan herkesi öz kardeşi gören genç kadrodur İcmal Gençliği..

İCMAL GENÇLİĞİ ABD ve AB müttefiki olan mandacılardan değil, Bağımsızlığı karakter edinmiş Tam Bağımsızlık Sevdalısı Gençliktir. Hz. İmam ALİ (KV)' nin "Aslan olarak bir gün yaşamak, koyun olarak bin yıl yaşamaktan iyidir" sözü ile M. Kemal ATATÜRK'ün "Bağımsızlık Benim Karakterimdir" sözünü hayat felsefesi yaparak bağımsızlık değerini hücrelerine kadar yaşayan gençliktir İcmal Gençliği. Ve hayatının merkezi Bağımsızlık değeri üzerine kurulan İcmal Gençliği, ülkesinin bağımsızlığı için can vermeyi şeref duyar.

Siyasi ve ticari çıkarlarına inançları alet eden dinci değil, dini değerlere saygı duyup yaşamaya gayret eden Dindar Gençliktir İCMAL GENÇLİĞİ.Dinin can verilecek ama kullanılmayacak kadar değerli olduğuna inanan ve şartlar ne olursa olsun dini kullanmaktan uzak duran, dini yaşamaya gayret gösteren hesapsız, gösteriş ve riyadan uzak samimi kadrolardır İcmal Gençliği..

Küreselleşen dünyanın kapitalizmine karşı, Milli Ekonomi Modeli' ni savunan ve sadece kendi bölgemizin değil; tüm dünyanın can, mal, namus emniyeti, din ve vicdan hürriyetini doya doya yaşaması için mücadele eden gençliktir İcmal Gençliği. Kapitalizm de komünizm de ekonomik problemlere çözüm bulamazken bugün Dünya'da yüzlerce ülkenin parça parça uygulamaya aldığı Prof. Dr. Haydar BAŞ' ın Milli Ekonomi Modeli' nin insanları modern kölelikten kurtaracağına inanır İcmal Gençliği. İşsizliğin tamamen ortadan kaldırılmasını sağladığı ve insanlar arasındaki gelir adaletsizliğine çözüm sunduğu için yüzlerce bilim adamı tarafından Nobel'e aday gösterilen Milli Ekonomi Modeli her gencin ekonomik bağımsızlığını kazanmasının formülüdür. Kapitalist vampirlere yem olmayı elinin tersi ile iten İcmal Gençliği insanlığa adaleti ve refahı getireceği için Milli Ekonomi Modeli'ni benimsemiştir.

İnsanların ekmek parası için, okumak için ölümü göze aldığı ülkemizde tüm Dünya'ya yetecek yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahipken "Hazine üstüne oturan dilenci" misali yoksulluk çekilmesine, ülke kaynaklarının yok fiyata elimizden çıkmasına karşıdır İcmal Gençliği.

İCMAL GENÇLİĞİ, ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yabancı sermaye ve onun taşeronları tarafından değil Devlet Millet ortaklığıyla işletilip gelirin vatandaşlık maaşı ve sosyal devlet projeleriyle millete aktarılması gerektiğini düşünen plan, proje sahibi çözüm adresidir. 

İCMAL GENÇLİĞİ, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışını kabul etmeyip haksızlığa mücadele için ölümü göze alan Gençlerin Efendisi Hz. İmam Hüseyin (ra) gibi zarar göreceğini bilse de haksızlığa karşı mücadele etmekten geri durmayan gençliktir. Postmodern Yezitlere karşı zulme boyun eğmeyen Hüseyni duruşun simgesidir İcmal Gençliği. Yezit'in sarayında ölümü göze alarak Yezit'e zalimliğini haykıran Hz. Zeynep gibi asil ve dik duran, kimi zaman da adaletsizliğe karşı susmayan ve haksızlığa boyun eğmeyen Ebuzer Gıffari'dir İcmal Genci.

İnancı, görüşü ne olursa olsun zulme uğrayan her masum için gözyaşı döken yüreğin sahibidir İcmal Genci. Ali İsmail'dir, Berkin'dir, Burak'tır, Uğur'dur İcmal Genci.. İcmal Genci, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen zalimlerin oyununu bozacak olan kadronun ta kendisidir.

Camiyi de cemevini de kutsal gören; Hz. ALİ (KV)'nin "İnsanlar iki türlüdür. Ya dinde kardeşin, ya yaradılışda eşin" sözünü düstur edinerek Alevi Sünni- Caferi herkesi din kardeşi olarak gören, farklı dinden insanlara da saygı gösteren yüce gönlün sahibidir İcmal Gençliği..

İCMAL GENÇLİĞİ, Laik Demokratik Hukuk Devletine inanarak şartlar ne olursa olsun hukuk çizgisinin dışına çıkmadan hakkını hukuk önünde arayarak mücadelesini gerçekleştiren örnek gençlik hareketidir. Ülkenin hiçbir değerine zarar vermeyen, düşmanı dahi olsa hiçbir cana zarar vermeyi düşünmeyen ancak hakkını aramak için de sonuna kadar mücadele etmekten geri durmayan bir kadrodur İcmal Gençliği..

İCMAL GENÇLİĞİ; "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı reddeden" ülkemizin değerleriyle ilgili konularda bilgi sahibi olmayı görev olarak gören ve bilme, emeğe saygıyı benimseyip her görüş ve fikre saygı duyan gençliktir.

Mustafa Kemal Atatürk'e dinsiz diyerek iftira atanların oyununu bozan, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının dinimizi kullanmasına müsaade etmeyen, bize inancımızı yaşayacağımız Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti' ni armağan eden Mustafa Kemal'i rahmetle anan gençliktir İcmal Gençliği..

Özcümle; İCMAL GENÇLİĞİ, kimseyi ötekileştirmeden; inancı, kökeni ne olursa olsun Alevi- Sünni, Kürt - Türk ayırt etmeden herkesi Hacı Bektaşı Veli'nin sevgi dolu gönlüyle kucaklayan; Prof. Dr. Haydar BAŞ' ın fikirleri ışığında ülkenin birlik beraberliği için mücadele eden Atatürk'ün gençleridir.
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 2 Ziyaretçi