Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Alevî Ocakları
#1
image.jpg

Anadolu'da yeşermiş bir yol düşünün, kökleri Kerbelâ'ya ve daha ötede ilâhi kandilde ki nûra ulaşan. Varlığının tamamı insan üzere kurulmuş Kâbe'sini ve kıblesini İnsân-ı Kâmil edinmiş, Cenâb-ı Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Cenâb-ı İmâm Ali'yi önder, Ehl-i Beyt'i baş ilân etmiş. Cenâb-ı Peygamberin emaneti Ehl-i Beyt ve Kur'ân'a sahiplik uğruna yüz yıllarca katliama uğramış ama rızâ-i ilâhiyi ve rızâlık anlayışını bırakmamış bir öğreti, bir yaşam, bir hakikat...  

Ocaklar Anadolu Alevîliğinin kökü, gövdesi, dalı, meyvesidir. Tâlib, Rehber, Mürşid, Pîr silsilesi ile dört kapı kırk makam, üç sünnet, yedi farz, on iki erkan ile kâmil insân olmayı ve Cenâb-ı Hakk'ın emri ile rızâsını hak bilenlerin merkezidir. Seyyid Ebul Vefâ, Hâce Ahmed Yesevî, Hünkâr Hacı Bektaş Velî, Seyyid Safiyüddîn Erdebilî'nin getirmiş olduğu erkân ve usûl yüzyıllarca, binlerce Evliyâ, Eren, Pîr, Âşık, Ozân, Derviş gibi öz İnsân yetiştirmiştir. İşte Şeyh Ahmed Dede ile neslinden gelen mürşid ve derviş olan seyyidlerde bu koca çınarın bir parçasıdır.  Şeyh Ahmed Dede Ocağı diğer ocaklar ile aynı hakikât denizinin damlalarıdır. Sır El Ele El Hakk'a sözünde gizli diyor ya Teslim Abdâl "Sürek Erenler Süreği, Süre gelmiş süre gider"               
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi