Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Aleviler Neden Muharrem Orucunu Farz Oruç Olarak Kabul Eder?
#1
RAMAZAN ORUCU GERÇEĞİ

Orucun Arapça kelime karşılığı, “savm ve siyam” olarak geçer. Savm; hareketsiz kalmak, susmak anlamındadır. Kuran, savm kelimesinin, oruç tutmak ve susmak anlamında iki şekilde kullanıldığını işaret eder. Kişi aklen, fikren, ruhen ve bedenen oruçlu ise, yüce yaratıcının işaret ettiği ibadeti yerine getiriyor demektir. Orucu sadece açlık olarak algılayan, orucun asıl vasfına eremeyip kötü fiillerden uzaklaşamayan bir kişi, aç kalarak bedenine eziyet etmiş olur. Ya da diğer bir deyişle, yarım iman etmiş olur.

Cenabı Hakk, Kuran’da “Biz her ümmet için ayrı bir yol şekli öğrettik” (Hacc suresi, Ayet 67) diyor. Bu ayetin güzelliğine bakın. Ne diyoruz; 72 millet var, demek ki her milletin kendine özgü ibadet şekli olmalı. Çünkü Allah öyle buyuruyor. Eğer yüce yaratıcı istese idi her millete aynı ibadeti öğretirdi. Herkes aynı şeyleri yapardı. Öyle ise, insanları yaptıkları ibadetlerden ötürü hakir görmemek gerekir. Bırakın efendim, isteyen istediği gibi inansın ve ibadetinin gereğini yapsın. Senin ibadetin yanlış, benimki doğru demek, Allah’ın emrine karşı çıkmak demektir.

Tüm bu açıklamalardan sonra Ramazan orucuna gelelim. Bu yazımda kimsenin ibadetinin doğruluğunu veya yanlışlığını yargılamak gibi bir telaşım yok, aslada olamaz. Herkese inanç sahibine sonsuz saygı içerisindeyiz, tek istediğimiz şey bizim duyduğumuz saygının bir nebzesinin de bize duyulmasıdır.

Ramazan orucu ile ilgili Kur’anda tek bir ayet vardır, o da Bakara suresi 185. ayettir: “Ramazan öyle bir aydır ki Kuran o ay içerisinde indirilmiştir. O Kuran ki doğru yolun apaçık inandırıcı belgelerini taşıyıcıdır, doğru ile eğriyi ayırt edicidir. Öyleyse içinizden bu aya erişenler oruç tutmalıdır. Hasta olanlarla yolculuk edenler için tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir. Allah size kolaylık göstermek ister, yoksa güçlük göstermek istemez. Bu da o sayılı günü tutmanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah’ı ululamanız, ona şükretmeniz içindir.”

Bu ayet dışında Ramazan orucunun zikredildiği tek bir ayet dahi yoktur. Ama gelin görün ki, Bakara suresi ayet 183. ayette Ramazan ayının R’ si dahi geçmezken; Türkçe meallerde Ramazan orucu olarak vurgu yapılmıştır. Şimdi Bakara Suresi 183. ayete bakalım: “Ey iman edenler! Oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de farz kılındı. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.” Ama gelin görün ki, Türkçe meallerde “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de Ramazan orucu farz kılındı. Ta ki günahlardan sakınasınız” diye geçer. Arapça’sında Ramazan ismi geçmezken, orucu meşrulaştırmak için, Allah’ın kelamına kalem katmak, bir âlime yakışır mı? Eğer o ayette Ramazan orucu vurgulanacak olsaydı, Cenab-ı Hakk kendisi Yüce kitabına yazdırırdı. (Ve ayetlerin geliş sırası, birçoğunun sandığı gibi değildir. Örneğin; Bakara Suresi 47. ayetin ardından 48. ayet gelmemiştir, başka bir surenin başka bir ayeti onu tamamlayıcı olarak gelmiştir.) Fecr Suresi 1. 2. 3. ayetlerin ardından Bakara Suresi 183. ayet nail olmuştur. Fecr Suresi ise Muharrem orucunu vurgular. Demek ki, Bakara 183. ayet Muharrem orucunun teyitidir. Allah, biz inananların üzerine Muharrem orucunu farz kılmıştır. Âdem Peygamberden buyana, tüm Peygamberlerin tuttuğu bir oruçtur.

Bakara Suresi 185. ayet, Hz. Muhammed’in peygamber oluşunun 15. yılında nail olmuştur. Öyle ise peygamber, 15 yıl boyunca hangi orucu tuttu? Ya da hiç oruç tutup ibadet etmedi mi? Bakara Suresi 183. ayete tekrar dönelim “sizden evvelkilere farz kıldığımız gibi…” diyor, Ramazan orucunun tebliğ zamanı belli, evvelki insanlar hangi orucu tuttu ki o orucu bize farz kılıyor. MUHARREM.

Tekrar konumuza dönecek olursak, ayet 185. ten de anlaşılacağı üzere, sayı belirtilmemiş, aksine tekil bir bildirim yapılmıştır. “Oruç tutmalıdır” diyor, “oruçları tutsunlar” demiyor, yani çoğul değil tekil bir bildirim var. Ve bir diğer husus şudur ki; “tutmadığı günü daha sonra kaza etmelidir” bu cümlede de tekil bir bildirim var. “Tutmadığı günleri” demiyor, “tutmadığı günü” diyor. “Bu da o sayılı günü tutmanız” diyor, peki nedir o gün? Dostlar tek bir gün bildirimi var, o gün diyor. Dikkat edecek olursak “Bu da o sayılı günüleri tutmanız” demiyor. Çoğul sayı yok.

Demek ki birilerinin savunduğu gibi 30 gün değil de; sadece bir gündür. O gün ise, Kuran’ın nail olduğu gün, yani Ramazan aynın 27. günü; Kadir Gecesi’dir.

30 Gün tutanlar bunu neye dayanarak tutuyorlar? Kuran gayet açık, tekil bir bildirim var ve Yüce Yaratıcı asla sayı bildirmemiş. Peki, neye dayanarak 30 gün tutuyorlar? Ne yazık ki Emevi’lerin Arap gelenekleri “Din” olup, Ramazan ayında da karşımıza çıkıyor.

Bazı kesimlerde şunu savunmaktadırlar; Hz. Muhammed’de 30 gün tuttu! Peki, bende şunu sormak isterim: Hz. Peygamber bu orucu tutarken, sizler onun yanında mıydınız? Eğer Hz. Muhammed Mustafa böyle bir oruç tutsaydı; onun her davranışını kendisine örnek alan Ehlibeyt, bu orucu devam ettirirdi. Hz. Muhammed için canını, serini veren, ailesi ve onun devamı olan Seyyidler, bu orucu tutmadıysalar, bu Araplara bir tepki değildir! Olan bir orucu ret değildir! İslam Dininde olamayan bir orucu, daha sonradan dini içtihat olarak dine soktukları içindir. Olmayan bir ibadeti de çok haklı olarak yapmamışlardır.

Tüm bunların ışığında gelinen sonuç şudur; olmayan bir ibadeti icraa eden büyük bir çoğunluk var, biz Aleviler de onlara saygı duyuyoruz. Ama bize de oruç tutmuyorsunuz diye tepki göstermesinler, bizler Hakk-Muhammed-Ali yolunda gidiyoruz. Üstte de vurguladığım, Allah’ın Âdem Peygamberden buyana farz kıldığı Muharrem orucunu tutuyoruz.

Muhammedi anlayış ile hayatını şekillendirenlere aşk olsun. Muhammed Mustafa’yı, İmam Aliyy-ül Murtazayı biz insanlara yolladığı için ulular ulusu Yüce Allah’a hamd, aşk-ı nur Ahmed-i Muhtar’a ve Pak Ehlibeyt’ine binlerce defa salât ve selam olsun…

yazıyı bitirmeden önce şunu belirtmek istiyorum Aleviliği İslam dışına çıkarmaya çalışanlara kanaatimce gerekli cevaplar verilmiştir ama bazı kişiler yinede gerçekleri görmeyecek ama gerçekler her zaman vardır ve bu gerçekleri bildirecek kişilerde olacaktır
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi