Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dâr (Dâra Durmak) nedir?
#1
Dâr, kıyamla Hakk’ın huzurunda durduğunu kabul ederek, benliğini ortaya
koyup teslim olmak demektir. Eğer canlardan herhangi birisi maddi ve manevi bir
haksızlığa uğramışsa mağduriyetinin giderilmesi için cemde meydana gelerek dara
durur, kimden isteği, şikâyeti varsa, ya da uğradığı haksızlığı dedeye anlatır. Dede de
hak talep edilen kişiyi meydana çağırarak onu da dinler. Dede her iki tarafı da dinledikten
sonra, cem erenlerinin de yardımıyla işin doğrusu bulunarak sorunu çözer.
Çünkü o meydanda yalan dolan olmaz. Kimse o meydanda yalan söylemeye cesaret
edemez. Eğer yalan söylerse o kişi düşkün olur. 

Bir de dâra çekmek söylemi olarak ifade edilen içinde sayılabilecek, talibin
kendi özüne yönelik dâr meydanına çıkma olgusu vardır. Buna özünü dâra çekme
denir. Kusurlu olduğundan kuşkulanılan bir talip; Dede tarafından dâra çekilmesine
ya da kendisinden zarar görmüş bir canın, şikâyet etmek üzere dâr meydanına çıkmasına
fırsat vermeden, kendiliğinden dâra durabilir. Yani kendi özünü dâra çeker.
Talip dedikodulardan ve hakkında beslenen şüphelerden yakınır. Kendisine yönelik
suçlamaları reddeder. Bunu yaptığını öğrendiği kişileri pir huzurunda dâra çağırarak
o kişilerden razı olmadığını, gerçeği söyleyinceye değin ya da ispat edinceye değin
dârda bekleyeceğini ve dar meydanına çıkıp yemin etmelerini ister. Dâr meydanı
er meydanı olduğu kadar, bu anlamda ar meydanıdır; yalan dolan olmaz, kutsaldır.
Dar meydanı sadece dedenin değil, toplumun da huzurudur. Kişi içinde yaşamakta
olduğu toplumun insanlarıyla yüz yüze, karşı karşıyadır. Talip bu dârda kendini
dedikodu ve suçlardan arındırır. Talip dara çıkmasını gerektiren olayla ilgili bildiği
gerçeği de açıklamak zorundadır. Cemlerdeki dar meydanları; Osmanlı Devleti
zamanında sanki faal birer mahkeme gibi çalışmış, bütün sorunları cemlerde çözüme
ulaştırmıştır. Dedeler ve cem erenlerinin verdiği kararlar Alevi toplumu tarafından
Osmanlı kadısının kararından daha adil olarak kabul görmüştür. Alevilerde kul hakkı
çok önemlidir. Hakk’ın huzuruna kul hakkıyla gitmemek için bütün sorunlarını
cemlerde çözmüşlerdir

Çengel Dâr’ı: Dâra duracak canlar; meydana gelerek, erkekler sağ başta olmak
üzere yaş sırasına göre sıra olurlar. Erkekler eğilerek sağ ayağının başparmağını sol ayağının
başparmağının üzerine koyup dizlerini kırmadan eğilerek sağ elinin parmaklarını
sağ ayağının başparmağının üzerine dokundurur. Sol elini de kolunu çapraz tutarak eli
açık şekilde göğsünün üzerine kapatır ve o şekilde dâra durur. Buna dârda mühürleme
ya da peymençe denir. Bu dâr, cemde yapılan dâra duruş şeklidir. 

Fâtima Dâr’ı: Bacılar ise dâra dururken sağ ayak başparmağını sol ayak başparmağının
üzerine kor. Başlarını hafifçe öne eğer, göğüslerinin üzerinde sağ el, sol
elin üzerine çaprazlama konarak dâra dururlar. 

Nesimi Dâr’ı: Diz üstü oturup ellerin açık olarak diz üstünde tutulduğu ve
başın öne doğru hafif eğik vaziyette olduğu ve Seyyid Nesimî gibi yol uğruna yüzülmeye
hazır olmayı simgeleyen duruş şeklidir

Mansur Dâr’ı: Ayakta kollar serbest salınmış, baş öne eğik (Hallac-ı Mansur
gibi, yol uğruna asılmayı göze almaya hazır olma anlamında) vaziyette dara duruş
şeklidir.
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi