Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bayram değil, seyran değil Diyanet neden öptü...
#1
resized_9c640-2048_tur_picture_20181019_...682813.jpg

Hakk Aşkı, Xizir Hikmeti, Pirim Seyit Nesemi Nefesi İle…

Tunceli’ye 19.10.2018 günü Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir ziyaret gerçekleştirdi. Tunceli Hacı Bektaş Derneği Cemevini de ziyaret etti. Bu sürpriz ama bir o kadar da planlı ziyaret(Hazır hediyelerden ve ezberlenmiş konuşmalardan anlaşılıyor). Alevi kamuoyunda bildik şaşkınlığa sebep verdi. Lakin çekingen önünü görmeyen vaveyla yorumları bu durumu açık ediyor. Aynı vaveyla yorumlar İçişleri Bakanının da ziyaretinde görüldü. Alevi kurumların son kongreleri bu süreçlerin habercisi gibiydi. Kongreler sürecinde yaşanan karşıtlaşma ve çatışmalar yerini derin bir sessizliğe, yalnızlığa bıraktı. Seçimler yapılmış ama sonuçlar içe sindirelememişti. Bu sürecten kurumlar yeni bir ruhla çıkış yapacak takati de bırakmadılar içlerinde. Yeni yönetimler de el yordamı ile yürümekte. Lakin ABF çatı örgütü Genel Kurulundan kısa bir süre sonra gerçekleşen İçişleri Bakanının ziyareti ile pasifize oldu. Bu hal halen travma olarak devam etmekte. Kurum yöneticileri görüşmeyi bir heyet dahilinde kamuya açık yapmadıkları için de detaylı izah edebilmiş değiller. Talepler neydi, içerik nasıl yürüdü, gelecek ile ilgili yaklaşımlar ve kaygılar neler v.b. bunların hepsi boşlukta duruyor.

İşte bu boşluğu iyi gören Devlet Erkanı kendi vaatlerinin açılımı için şok bir görüşme daha gerçekleştirdi. Onu da Tunceli’nin  vakar belediyeciliğinin bir ikincisini yapmaya gücünün yetmediği ve Dersim halkını mahkum gibi mecbur bıraktığı Tunceli Cemevi’ne ve Semirmiş dedelerine yaptı. Sayın Ali Erbaş’ın 90 yıldan sonra resmi olarak vergilerimizi ve inancımızı anlamak istemesi önemli tabi, toplumsal barış anlamında bir din insanı olarak ve Diyanet İşleri Başkanı sıfatı ile ziyaret sadece bir bayram, seyran ziyareti olmasa gerektir. Fakat; vicdanlı bir Müslüman olarak şu konular da dile gelmeliydi yerel iradesi hiçe sayılmış, ormanları yakılmış, sularına bent vurulmuş, evlatları, Pirleri, Ocakları katliam ve asimilasyona uğramış( Resmi Kabul Belgelerde Sabit) bir Alevi kentinde olduğunu bu nedenle tarihe karşı sorumlu olduklarını, bir asimilasyon yöntemi olan zorunlu din dersi uygulamasının bir haksızlık olduğunu. Merkezde ki cami hoparlörlerinin normalin üstünde  aşırı bir sese ayarlandığını. Alevi Toplumunun ve Kurumlarının Ülkede İnanç hizmetlerinin tek elde birikmesinin doğru olmadığını, Demokratik Devletin Dininin olamayacağını, vatandaşlarının hakkı olan inanma hakkının inanç mensuplarının tasarrufunda olduğunu. Devletin görevinin ise hepsine eşit yaklaşmak olduğunu, bu kadar imam kadrosunun fazla olduğunu, bir toplumsal barış için tüm inanç mensuplarının ve müminlerin ortak çaba sarf etmeleri gerektiğini belirtebilirdi. Ama hemen imam atayalım, Kur’an öğretelim “Aleviler Kur’an Bilmez Ya” önceden FETÖ okul kurmuştu zaten sevgili Bakan. Çok önceden de Kenan Güven aynısını yaptı. Tabi Grileri giymiş semirmiş dedeler de Alevi toplumunu, Dersim Halkını  temsil ediyorlarmış gibi düğmeyi iliklemiş semiriyorlardı. Halkın içine çıkamazken, yürümedikleri için hepsi göbek bağlamışlardı. Kaçının beş yıl önce ki halini de biliyoruz çünkü.

Niyet hasıl ise efendim öncelikle ziyaret ettiğiniz yer Dersim yani Ocaklar diyarı, kutsal topraklar(Harde Dewreş) söylediğniz söz öyle peşinizi bırakmaz. Bunu en iyi Ocaklar tarafından düşkün ilan edilmiş halk arasına çıkamayan Ali Ekber bilir. Lakin muktedirin yöntemi bellidir. Fakat; siz görevinizi icra ediyorsunuz, düğmelerini ilikleyenlerde görevini icra ediyor. Mesele bizde Alevi kurumları doğru, dürüst ilkeli bir kurumlaşma ile bu durumları karşılamadığımız için. Siz kendi işinizi yapıyorsunuz. Kongrelerini yapmış Alevi kurumları yanyana gelmekten korkuyor. Aman istemediğimiz bir sonuç çıkar. Aman bizim çatı damlıyor ona bakalım, gemisini yürüten kaptan bu zamanda başka da işe gerek yok. Sonra arkadan ver veriştir. Bundan Yol çıkmaz sevgili kurum başkanları sadece millet bize güler. Alevi basını da can havliyle sağdan soldan bir görüş almak zorunda kalır. Karmaşık ve mahçup.  Örneğin ABF inanç kurulu ne güne duruyor. Ocaklar ne güne duruyor. Şubelerinin çokluğuyla övünen Kurumlar ne güne duruyor. Hiç mi söyleyecek sözünüz yok. Bugün Türkiye, Ortadoğu ve Dünya için en faydalı hal Alevilerin bütünlüklü sesleridir. Yolun çözüm önerme gücü vardır.

Mana İle;

Dersimde Genel Merkezi olan DAD başta olmak üzere tüm Alevi kurumları Alevi toplumuna cevap olacak yeni bir cemevi inşa etmek ile mükelleftirler.
“Yolda Birlik İçin Nasıl Yapmalı” sorusuna doğru yaklaşımları açığa çıkaracağımız, Tüm Alevi kurumların, Ocakların, kanaat önderlerinin biraraya geleceği toplantılar yapmamız ve bu toplantıları Yolda Birlik şiarı ile Tüm Dünyaya cevap olacak güçlü konferansa taşımamız gerek. Muhabbetle meydan kurmak farz olmuştur.
Yöntemsiz, edepten ve kemaletten yoksun tartışmalara, giybet yaklaşımlarına müsade etmemek her Alevi kurumun ve canların sorumluluğudur. Her giden bizden gidiyor.

Xizir yardımcımızdır. Aşk ile…


Bülent Felekoğlu
______
 Aşığın hikâyesini durmaksızın feryat eden bülbüle değil, sessiz sedasız can veren pervanelere sor..
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi